Flash Yüklenmeli.

TRT Televizyonu, tarafından 20 Ağustos 2013 tarihinde yayınlanan İŞİMİ SEVİYORUM BELGESELİ'nin konusu oldum. Enstrüman yapım tutkumdan bahisle, bu işe nasıl girdiğim konusunda benimle yapılan röportajlardan oluşturulan kısa videoyu izlemenizi isterim.

Türkiye Bağlama Yapımının Kısa Tarihi:
Türkiye'de bağlama yapım sanatının kısa bir tarihine baktığımızda 1980'li yılların başlarında itibaren yoğun bir talebin ve buna bağlı olarak ta üretimin arttığını görebiliriz. Bu talep artışı doğal olarak bağlama yapım tekniklerinin de değişmesine ve gelişmesine yol açmıştır. 1980'li yıllara kadar bağlama yapım işi oyma tekneler kullanılarak yapıla gelmiştir. Bu yıllarda meydana çıkan talep daha hızlı ve ekonomik bağlama yapımını ön plana çıkarmıştır.

Oyma tekneler bilindiği gibi genelde dut ağacının oyulmasıyla geleneksel yöntemler kullanılarak yani insan emeğiyle ve iptidai şekilde yapılmakta idi.bu yöntem son derece zor olduğu gibi fazla sayıda üretim yapmaya olanak tanımıyordu. İşte bu dönemde yaprak (dilim) tekne yapımı gündeme geldi ve hızla yaygınlaşmaya başladı. Böylece bağlama yapım sanatında yeni bir dönem başlamış oldu. Yaprak tekneler belli ebattaki ağaçların ısı yardımıyla eğilerek ve tutkal yardımıyla birbirine eklenmesiyle oluşan kısa süre içinde imal edilen pratik ve ekonomik bir alternatif olarak bağlama yapımcılarının hizmetine sunulmuş oldu. Sunulmuş oldu diyorum çünkü bağlama yapımcıları bu tekneleri kendileri üretmediler. Talep öylesine arttı ki artık bu tekneleri yapan yani sadece yaprak tekne yapan ama bağlama yapmayan ustalar oluşmaya başladı. Dolayısı ile bağlama ustaları da daha fazla enstrüman yapabilme olanağına kavuşmuş oldu.

Üretimdeki artış talebi karşılayacak yeterli hale getirmenin de başka bir yolu yoktu zira bu üretimi oyma bağlama olarak yapmak mümkün olmazdı. Bağlama yapımcıları uzun süre bu tarz bağlama yapım şeklini benimsemiş ve geliştirmişlerdir. Öyle ki bir süre sonra oyma bağlama üretimi adeta unutulmuş ve aranmaz olmuştur. Tabi ki yaprak bağlamaların bu kadar benimsenmesinin bir başka nedeni de kolay yapılabilmesi ve ekonomik oluşlarıdır. Bağlama yapım ustaları açısından da çalışma kolaylıkları ve yapım süresinin kısa oluşu tercih sebepleri olmuştur. Günümüzde de bağlama yapım süreci genel anlamda yaprak tekneye bağlı olarak devam etmektedir. Ancak elbette yaprak tekneler uzun zaman önemli katkıda bulunmuş olsa da bir çok olumsuz unsurda maalesef göz ardı edemeyiz.

1- Yaprak tekneler 23-25 adet parçanın tutkal yardımıyla bir araya getirilmesiyle oluşturulmaktadır. Dolayısıyla çok sağlıklı koşullarda yapılmış olsa bile uzun ömürlü ve kalıcı enstrümanların yapımında kullanılabilmesi doğru ve mantıklı bir yaklaşım olmaz.

2- Yaprak tekneler polyester cila kullanımını adeta zorunlu hale getirmiştir. Oysa polyester cila genel olarak enstruman yapım işinde kullanılması son derece yanlış bir yaklaşım olarak düşünülmelidir. Bazı uygulamalarda sınırlı kullanımı dışında polyester cila bağlama yapımında sıkça kullanılmamalıdır. Polyester cila kullanılmadan yapılan yaprak bağlamalar ise kısa süre içinde deforme olur yani yaprak bağlamayı ayakta tutan polyester ciladır. Bu sonuç bizi ne yazık ki sıkıntılı bir kısır döngünün içine sokmaktadır.

Görüldüğü gibi yaprak bağlama yapımı maalesef bir çok olumsuz unsuru da içinde barındırmaktadır. bu olumsuz teknik unsurlar zamanla bağlamanın ses özelliklerini de menfi etkilerde bulunmaya başlamıştır ve bağlama icracılarıda bu şikayetlerini yapım ustalarına iletmeye başlamışlardır. Doğal olarak ta yeni arayışlar ve çalışmalar gündeme gelmiştir. İşte bu süreçte bende uzun süre üzerinde çalıştığım ve hep idealim olan oyma tekne yapma sürecini 2003 yılı itibariyle başlatmış oldum. Bahsettiğim bu yıl içinde oyma tekne yapan bir pantoğraf (kopya) makinesi aldım ve ilk üretimlerimi yapmaya başladım. Bu çalışmalarımdaki en önemli yenilik daha önceden oyma tekne için kullanılmamış olan maun, kosipo, paduk gibi ithal ağaçlardan ve standart formlarda tekne üretmeye başladım. İlk çalışmalarımızı da Akçaağaç (Kelebek)' tan yaparak son derece iyi sonuçlara ulaştık ve bu ürünler başta Musa Eroğlu hocam olmak üzere birçok icracı ve sanatçı tarafından çok beğenildi.

Oyma tekne yapımı geçmişte özellikle Dut, Kestane ve Gürgen ağaçları ile sınırlı şekilde devam ede gelmişti. Oysa bu ağaçları bu şekilde tüketmek veya sadece bağlam yapmak için ağaçları kesmek son derece gereksiz bir saplantı. En iyi bağlamanın dut ağacından olacağı gibi yanlış ve mesnetsiz bir inanış gereği bu ağaçlar gereksiz yere tüketildi. Ben oyma tekne için bir çok ağacın kullanılabileceğini düşündüm ve kanıtladım.

Örneğin; Maun, Kosipo, Kelebek ve en son olarak ta çınar ağacından yaptığımız oyma sazlar son derece estetik, uzun ömürlü ve güzel sesli enstrümanlar oldular. Üstelikte yaptığım ince hesaplar sayesinde minimum ağaç tüketerek çok az zaiyatla bu tekneleri üretebildik. Özet olarak şunu söyleyebiliriz, yaprak bağlamalar önemli bir üretim sağlayarak belli bir misyonu yerine getirmiştir ama daha kaliteli bağlama yapmanın yolu kesinlikle oyma bağlama yapımıyla sağlanabilir. Oyma teknelerin yaprak teknelere üstünlükleri şöyle sıralanabilir;

1- Oyma tekne tek parça ağaçtan oyularak elde edildiği için akustik özellikleri çok daha üztün olacaktır. Zamanla deforme olma riski diğerine göre çok daha azdır.

2- Polyester cila yapma gereği ortadan kalkacaktır dolayısıyla gömlek cila ve benzeri ince vernikler kullanılabilecektir buda ses kalitesini arttıran özelliklerdir.